Ben etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Ben etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

19 Temmuz 2008 Cumartesi

istanbul disinda hayat

cok garip. cok garip hemde. daha az kalabalik. insanlar biraz daha sakin ve rahat sanki. dun vizedeydim. vize kirklarelinde bir ilce. musteri ziyareti yaparken nelere sahit oldum. koy, kasaba gibi yerlesimlerdeki hayatin garipligine. 
istanbula cok alismisiz. il sinirlarina girdigim anda ensemde arabalarla geldim. soforleri bile farkli. havasindan mi suyundan mi belli degil..
bugun de gidiyorum. gezmeye.
buyrun istanbul disi fotografi size..

17 Temmuz 2008 Perşembe

Ruya

bir varmis bir yokmus. evvel zaman icinde, kalbur saman icinde, pireler berber develer tellal iken, hmf kardes bir ruya gormus. 

ruyasinda psychic bir adamin yanina, yaninda baska bir adamla girmis. hmfnin ustunde ucuk limon sarisi, ucuk pembe, ucuk yesilden olusan ciceklerle suslu uzunca bir etek ve ayni limonlu saridan askili bir bluz varmis.

psychic adamin yanina girdiginde ellerini tutturmus adama ve merakla beklemis. psychic adam, korkma hersey cok guzel olacak demis. upuzun etekleri yerlere degerek odadan cikmislar.

sonra hmf sabah cok erken uyanmis. ve bir daha uyumus. ruyasinda koskoca bir alet kullanan birinin yanindaymis hmf. o adam kaptan gibi birisiymis. cunku koskoca alet, otobuse benzer ama denizde de yuzer garip birseymis. adam oyle bir parketmiski denizin ortasindaki koskoca baska bir geminin yanina, artistik manevralarla ileri surus teknikleri bilir gibiymis. ama hizini ayarlayamadigindan sahile cikmis otobuse benzer koca seyin arka lastikleri. sanki kontrolden cikmis gibi. hmf cok korkmus birini ezmekten.

hmf butun bu ruyalardan uyanmis. cok ozledigi yasam kocu yorumlarini dusunerek, hatirlayarak kendi kendine yorumlamaya calismis. ve yapmis:)

korkunun ecele faydasi yok. kontrol manyagi olmamak lazim. hayat guzel. falan filan..

!fotograf malesef bana ait degil:)

27 Haziran 2008 Cuma

Walk On - U2

all that you can leave behind..

dusundukce yorumlar
yorumladikca cikmazlar
cikmazlarda sIkIntilar

konustukca paylasmak
paylastikca hafiflemek

walk on..

18 Haziran 2008 Çarşamba

Estare Prendido En Tus Dedos - Skank

bu ilhamin gelecegi yok. bilincaltima sordum; takip edilmemek icin mi yazmiyorum diye. net bir yanit alamadim. ama farketmez. inanin su an hic umurumda degil. gecenin bilmemkaci bu sahane eglenceli sarki calarken KENDI evimde olmanin verdigi garip haz ile oturmus bu cumleleri dokturuyorum "ilhamsiz".

herseyi tek tek anlatmayi cok isterdim ama o kadar cok yazmaya da yuregim yok. canim istemiyor yani. neyse iste hayat guzel. gecinip gidiyoruz. vesaire vesaire..

yazacagim..

06 Mayıs 2008 Salı

Belki Son


Ruzgarli bir yaz aksamustusu, terasta is ile alakali bir grup insan mangal partisinde ben iceride zorla baglanilan internet basinda birine diyorum ki: "mazhar alanson' un yeni albumunu dinledin mi?" . Ah o anki heyecanimi gorseniz. Yemek boyunca onlarca kez girip kontrol ediyorum e - postalarimi, acaba cevap gelmis midir diye. Sene 2002. Tam 6 sene evvel.

Sonra baska bir yerde, kisin ayazi, kampusun ici daha da ayaz, karli bir yolda yuruyoruz. Elimde birinin eli. Bana diyor ki: "sapkani tak, usuyeceksin". Ne guzel bir his, birinin seni dusunmesi. Kalbim pir pir yine.

Birkac zaman sonra, bir mayis aksami. Sanki mevsim yazmis gibi gittigim bir konser ve kavalyem babam. O kadar usuyorum ki kendimi kapali bir mekana atiyorum. O an yeni biri giriyor hayatima, buyuk bir hata. Ama hata oldugunu anlayana kadar hersey cok iyiymis gibi gidiyor. En azindan bana oyle hissettiriyor. 

Sonra ama hemen sonrasinda beyaz gomlekli biri geciyor. Yanimda Buyuk Hata, kalbim beyaz gomlekle takilip ucup gidiyor. Ve upuzun zaman sonrasi. Fakat hatirlayamiyorum. Neydi olan biten? Cok mu zaman gecti acaba. Yoksa cok mu sey oldu. Ben neden hatirlamiyorum. Hicbirseyi, hem de hicbirseyi.

Bu sabah ise giderken dusundum durdum. Ne kadar cok isim geldi aklima ve ne kadar cok yuz. Ben ne kadar cok sevebildim herkesi. Kalbim ne kadar buyukmus meger. Peki neden durup baktigimda bu kadar uzgun gorunuyorum. 

Ben uzgun degilim. Ben sevmek uzerine kuruluyum. Ben sevmek icin varim. Ben sevmek istiyorum. Buna kalbim cok acik. Yasanan her ne olursa olsun sevmek cok keyifli. Sonu iyi olabilir ya da kotu. Hissedilen duygularin tarifi yok. Benim icin yok. Ben her yasadigimda ayni hazzi aliyorum. Ben cok acigim. Ben cok asigim. Ben sevmek icin geldim. Benim gorevim bu:)

Uzgun degilim. Dargin da..

16 Mart 2008 Pazar

Dun aksam kuzen dogum gunu icin mayadrom mori'ye gittik. biraz cin isi capon isi yiyelim istedi kuzen nisanlisi (ve kardesleri sanirim). bu mutfagin vataninda yiyip gelmis biri olarak tabi ahkam kesip durdum masada. ve o an gercekten tekrar oralara gitmeyi ne kadar cok istedigimi anladim. 

sonrasinda kokos bir parti icin ayrildik moriden. kokos partiler hic bana gore degil malesef. yaslandim diyecegim hic alakasi yok. ya surekli ayni tip dim tis dim tis (300 500) muzik, igrenc bir duman, sacma sapan insan tipleri. of of dedim kendi kendime. soyle calsa dogru duzgun muzikler havamizi bulsak. ama nerde. hep ayni insan tiplerini dinledigi ayni cirkin muzikler. yani beyin ciklamasi lafi sanirim dun aksamki parti muzikleri icin cok uygun. eve gelincede feci duman kokusu. sonra anladim. ben bayaa huysuz biriyim. cok huysuzum yaa.

ev alcaz biz. ev ariyoruz. dun gidip yeni yapilan bir sitenin satis sorumlulari ile gorustuk. inanilmaz bir durum sergilemis daireler. boyle insanlar gelmis, pazardan domates alir gibi bir maket uzerinden daireleri secmis ve almis. elimize bir liste tutusturdular, daire tipleri ve fiyatlarin oldugu. tum alinabilecek (benim almayi uygun buldugum daire tipleri) satilmisti. saka gibi gercekten. para gani gani demek herkeste. 

iki gundur kullandigimiz taksilerin soforleri anlatilmaz yasanir derecede. dun aksam moriye giderken bindigimiz taksinin soforu, bizim japon yemekleri yiyecegimizi anladigi anda (bunu da yaptigimiz telefon gorusmelerinden anladi. cunku arabayi dikkatli kullanmak yerine bizi dinliyordu) kendi cin sopalariyla yemek yeme deneyimlerini, ne alaka ise ingiltere, fransa ve almanya maceralarini, sonrasinda da yurtdisinda yasayan turklere cok acidigini vs. anlatti. ha!unutmadan bir de sivasta elleriyle yedigi kuyu kebabini anlatti.

bugunku taksi soforumuz de kendisini veteriner hekim sanarak, sIkIsik trafikte camlardan sarkan bilimum kopege "hey! co!!!" diye bagirarak, kendi kopeginin cinsini soyleyemedi. bir takim dizilerden ornekler vererek anlatmaya calisti ama basaramadi. sonrada kopeklerdeki parazitlerin alti ayda bir meydana geldigini acikladi. ama yani kendi kopegini bilemedi. ve tum bunlar olurken bizi deliler gibi burda trafik vardir, surda trafik vardir diye dolandirdi durdu. ayricada iki kez kaza tehlikesi atlattik.

hayat ne guzel degil mi? buyrun asagiya bir adet buyumus efe fotografi koyuyorum. herkes doya doya baksin:))sevgiler, opucukler..

20 Şubat 2008 Çarşamba

O sabah cok sIkIntili uyanmisti. Pencereler her zamanki gibi ardina dek acik, beyaz uzun tuller soguk ruzgarla ucusuyordu. Sanki basi agriyordu ama derdi o degildi, cok iyi biliyordu. Kalkip dus almasi, kahvalti edip hazirlanmasi ve cenazeye yetismesi gerekiyordu.
Herkes gibi cok zorluyordu bu gorev sirasi onu. Hic istemiyordu. Arkadasina son kez veda etmeyi, o uzucu, ic karartici mekanda onu, o seyin icinde gorememeyi. 
Kisacik bir hesap yapti aklindan. Gecen onca uzun zamani dusundu. Birbirlerine hediye ettiklerini, beraber yasadiklarini, paylastiklarini. Yaptiklari cilginliklari. Insanin yakin bir arkadasini kaybetmesi ne zordu. Cani hicbir sey yapmak istemiyordu iste o sabah. Ne yataktan kalkmak ne hazirlanmak ne de gitmek. Istemiyordu o seremoniye katilmayi. Cenaze torenini yasamak istemiyordu. Sanki yasamasa boyle bir sey hic olmamis gibi hissedecekti. Sanki arkadasi olmemis gibi.
Hayat oyle olmuyordu tabi. Beyaz yataktan kalkti. Golden tuyleri ayaklarina degdi. Hic ugrasmadan banyoya gidip dusunu aldi. Kahvalti niyetine sadece bir kac yudum kahve icebildi. O an sigara icmeyi cok istedi. Ne olacakti ki. Sonu hep ayniydi. Sigara icsede icmesede. Ama yapamadi. Verdigi sozleri unutmamisti cunku. Zaten cok uzun zaman olmustu hic sigara icmeyeli, ruyalari sayilmazsa. Simsiyah giyindi. Cani istemiyordu ki bir sey yapmak. O yuzden dumduz, siyah bir kiyafet giydi ve siyah gozluklerini aldi. Agladigi gorulmesin diye. Botlarindan sonra paltosunu gecirdi sirtina. Goldeni sicacik sevdi ve kapidan cikti o, gitmeyi hic istemedigi torene.

05 Şubat 2008 Salı

Ozledim cok:(

2008 yilinin ilk yolculugu bu aksam 19 itibari ile yapilacak. Gecen yil da ayni olmustu. 2007' nin ilk yolculugunu Antalya' ya yapmistik. Bu yil da oyle olacak. Ama bu sefer amac farkli. Is icin gidiyoruz. Tabi derhal "olsun, o da guzel" diyorum. Cunku oranin havasi bana cok iyi gelecek biliyorum:)

Zaten cok iyiyim, bir de Antalya havasi alinca daha da iyi olup donecegim. Oglum da babasina gitti. Evden ayrilinca Efe, inanilmaz bir bosluk oldu. Surekli dolanip, birseyleri isiran minik sey dop dolu yapiyormus meger evi. Cok ozledim onuuu..

Herkese kucak dolusu mutluluk getirecegim. Operim..

not: 1- Krik' in mimi aklimda. Yazacagim..
not: 2- Tanrica' dan imrendim. Ben de bir adet, ilk kez dinledigim ama zaten sevdigim, Shantel sarkisi koyuyorum. Ben yokken dinleyin diye:)

13 Ocak 2008 Pazar

Insanin icindeki son kelebek, yanar doner bir disko topunun altinda cikar mi sayin okuyucu? Evet cikar. Ne alaka seslerini duyuyorum. Ne zamandir aklimda. Soylemeyi cok istedigim birseydi, ancak firsat oldu.

Evet benim midemdeki son kelebek bir disko topunun altinda cikti agzimdan. Sanki gece mavisiydi rengi. Hakikaten ne alaka dedim ben de. Hatta kime ait, diye de ekledim, bu kelebek. Bir kac olasilik vardi. Ama ben hic birini dusunmedim. Sadece cikan kelebege baktim. Vallahi diyorum. Yanar doner disko topunun altinda ucan gece mavisi kelebek. Iyi oldu ama. 

Biblo

Cok dolandim bugun yine. Ev aramak ne zor ismis meger!Neyse bulacagim, biliyorum. Bu arada mimlenmisim. Tanrica Artemis tarafindan. Bu seferki mim oldukca ilginc. Yapmak zorunda oldugumuz halde bir turlu yapmadigimiz kolay isler..Konuyu okuyunca aklima en cok is yeri geldi. Mesela darmadagin bir masayi toplamak. Ne kadar yapilmasi luzumlu ve fakat asla yapilamayan bir istir. Ya da bir tablo/rapor/dokuman vb. hazirlamak. Boyle sanki Eflakla Bogdan' i almak gibi gelir insana. Ben heralde en cok bunlari yapmaya useniyorum.
En nihayetinde yapiliyor ama yapana kadar da kendimi zar zor ikna ediyorum.
Bilmem iyi cevaplar oldu mu? Paslarimi yolluyorum. 
Sagdan TeTa olsun. Soldan da Kriko:)

11 Ocak 2008 Cuma


05 Ocak 2008 Cumartesi

Sablon Degisimi

Blogumun sablonunu degistirdim herkesin gordugu uzere. Degisim iyidir. Hayatta degisim gereklidir. Yeni yilda degisime guvenmeyi ve onu kabullenmeyi deneyimleyecegim. Bunlari yapmaya basladigim ilk adimlardan sayilir blog sablon degisimi de. 

Simdilik ufak tefek yaptiklarim var. Begenmezsem ya da ileriki zamanlarda sevmezsem degistirebilecegim bir sey bu da. Tum degisimler gibi:)

Bakalim bakalim..Zaman gosterecek herseyi. 

2008' in en buyuk degisikligi de bugun oglen saatlerinde yasanacak umarim. Dort ayakli minik bir sey katiliyor eve. hahaha:))

25 Aralık 2007 Salı

Bugun nedense cok ama cok keyifsiz ciktim yatagimdan. Cikmak istemedim de zaten. Gozumu actigimda ilk dusundugum "canim hicbir sey yapmak istemiyor" oldu.

Ilginc. Cok uzun zamandir boyle uyanmamistim. Ben bir ozlem icerisindeyim sanki. Sanki birini, bir seyi ozluyorum. Hem de cok ozluyorum. Ama ne oldugunu bilmiyorum ya da nerede oldugunu. Sislerin icinde gibiyim.

Korku dolu, huzun dolu falan..

Ocak ayinda uzun gitmeye karar verdim. Biraz uzun. Bir yerlerden gecerek baska bir yerleri bulma umidi icerisindeyim. Tanrim butun bunlari yapacak guc ve cesaret istiyorum. Yeni yildan istegim budur!

16 Aralık 2007 Pazar

MIM

Ben mimlendim. Hem Umit hem de Miss Marttle tarafından. Konu da herkesin bildigi gibi kendi kendine roportaj. Buyrun ben de asagida cozuyorum sorulari:)

1- Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

Bir gun googleda cok alakasiz bir sey ararken karsima bir blogger sayfasi acildi. Yahu, dedim kendi kendime, insan nasil olurda boyle web sitelerine kendi fotograflarini, butun bilgilerini koyar ve tanidigi tanimadigi herkese herseyini anlatabilir. Rast geldigim blog bir kadinin, ailesini, cocuklarini, kocasini anlattigi bir blog idi. Dusundum, cok hosuma gitti ve herseyimi bilmedigim insanlara anlatmamak adina ilk onceleri gizli bir rumuzla basladim yazmaya. Ilk postuma tanimadigim birinden bir yorum geldi. Diyordu ki "devam et!"..ne kadar etkileyici degil mi?:)

2- Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
Hic ozen gostermiyorum. Gercekten bir gunluk tutsam ancak bu kadar ayni cizgide olabilirdi herhalde. Hos, su an tuttugum murekkepli bir sey var. Icinde gunluk, ruyalar ve photoshop hakkinda ogretiler var. hahaha:)cizgim ancak bu kadar duz olabiliyor.

3- Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Okumak icin feragat ediyorum. Yazmak icin degil..

4- Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Hala eglenceli bir ugras. Belki eskisi kadar cekici degil. Ama arada beni etkilemeyi hala basarabiliyor. Ben cok cabuk sIkIlanlar grubundan biriyim. Blogla olan iliskimde bu sebepten oturu arada sirada sekteye ugramakta. Ama hicbir zaman tamamen vazgecmedim.

5- Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Bilmem. Herhalde ne zaman gercekten sIkILIrsam, ozaman birakacagim. Belli olmaz yaa:)

pas atmayacaktim. Cunku gordugum herkes mimlenmisti. Fekat yine kendimi tutamayarak Kucuk Kiz Kardesimi ve Ters Meditasyonu, Goldie' yi operek, mimliyorum. Selametle...

04 Aralık 2007 Salı





01 Aralık 2007 Cumartesi

Biraz dinginlik ve huzura ihtiyacim var. Biraz durup dusunmem lazim. Bir karara ulasamayacagim belki, ama buna ihtiyacim var. Sanki bir haftasonu tatili gibi, hazir bugunde hafta sonu baslangici iken. Sakinlesmeden konusmamamiz gerekli herhalde. Ben, cunku, surekli kontrolumu kaybedip ciglik cigliga konusuyorum. Boyle olmamali. Sakin olmak lazim. Onunu daha iyi gormek icin. Bir surec ya bu. Sonuna cok yaklastim sanirim. Sanki icimden bir ses soyluyor bunu.

Sahi, insanin icinde ses var midir ki?Neyse varsa boyle diyor iste; Az kaldi. Bekle..

Bir gun belki hayattan
Gecmisteki gunlerden
Bir teselli arasan
Bak o zaman resmime

26 Kasım 2007 Pazartesi

Selluka (Vigna caracalla) Ege bölgesine has, kokulu bir sarmasikmis. Su siralar Ezginin Gunlugunun son albumu olan Ceyrekte Levent Yuksel soyluyor. Super yaa..
Tabi malesef radioblogclub.com' da turkce sarki sayisi cok cok az oldugundan bir demosunu koyamadim buraya. Artik bir yerlerden dinleyebilirsiniz.
Bir de su aralar evrenin bana mesajlarina bakip ne dedigini anlamaya calisiyorum. Sag omuzumun gumusluk manzarali melegi surec diyor baska bir sey demiyor. Bakalim bekliyoruz..
Ya ben itiraf etmek istiyorum. Blog kesmedi, esas gunluk tutuyorum yaa. Ne ruya gorursem onlari bile yaziyorum. Deliriyorum okurlar..Kesin hemde. Ah beni bu hayat duman etti. Ama yine de hayat super!!:)
hmf phuketten bildirdi

08 Kasım 2007 Perşembe

sen sen aski bilsen, baska bir dunyaya girsen
sen sen aski bulsan, selluka gibi sarilsan..

07 Kasım 2007 Çarşamba

Pelin, sInIrsIz kaynaklarinin farkinda.
ve Pelin, aklindaki sInIrlara gicik..

az kaldi..